🐳 Sefer Bizim Zafer Allah Indır Kimin Sözü

sn3oHE. Herkes Farkında Platformu üyeleri, “Sefer bizim zafer Allah’ındır” sloganıyla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a destek verdi. Belediye meydanında bir araya gelen Herkes Farkında Platformunun basın açıklamasına bazı siyasi parti temsilcileri ile sivil toplum kuruluşu üyeleri destek verdi. Platform üyeleri adına Muş Alparslan Üniversitesi öğrencisi Özkan Orun bir açıklama yaptı. Gazeteciler Can Dündar ve Erdem Gül’ün tahliye olduklarının hemen ardından seçilmiş Cumhurbaşkanına hakaret etmelerinin kabul edilemez bir durum olduğunu belirten Özkan Orun, “Henüz kamuoyunun vicdanına ve adalete yaptıkları casusluk faaliyetlerinden dolayı hesap verememişken, sanki beraat etmiş gibi yaptıkları şovları çok net bir şekilde görüyoruz. Daha tahliye olduğu ilk dakikalarda bu ülkenin seçilmiş Cumhurbaşkanına Hesap verecekler’ diye tehdit etme cüreti gösteren bu zatlara, millet olarak söyleyeceğimiz birkaç söz var. MİT Müsteşarına yapılmaya çalışılan operasyondan Gezi eylemlerine, 17-25 Aralık teşebbüsünden MİT TIR’ları olayına kadar zaten siz, kendi meşrebinizce hesap sormaya çalıştınız Sayın Can Dündar. Ama milletin feraseti sizin yasa dışı hamlelerinizin hepsini bertaraf etti ve etmeye de devam edecek” Dündar ve Gül’ü eleştirmeye devam eden Orun, sözlerini şöyle sürdürdü “Suriye’deki diktatörün değirmenine su taşımak için, bölgedeki muhaliflere ve Türkmenlere gittiği belli olan yardım TIR’larını, henüz o bölgede dahi olmayan IŞİD’e gittiğini iddia ederek binlerce masum insanın ölümüne sebep oldunuz. Tıpkı Esad gibi, PKK gibi. Anayasa Mahkemesinin kararı sizleri aklamıyor.”Dünyanın hiçbir ülkesinde casusluk faaliyeti yapan, ülkesine rağmen çalışan, dış güçlerin piyonu olmuş kişilere kahraman muamelesinin yapılmadığını vurgulayan Orun, “Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a katılıyoruz. Ve sonuna kadar yanındayız. Üniversiteli gençler olarak her şeyin farkındayız” diye basın açıklamasından sonra platform üyesi gençler, TRT’nin sevilen dizisi Diriliş Ertuğrul’un sefer bizim, zafer Allah’ındır’ sloganlarını atarak olaysız dağıldı.İHA Türk Devletinin milleti ve askeri ile “ Hattı müdafaa yoktur.! Sathı müdafaa vardır.! “ O satıh milletinin özgürlüğü, güvenliği ve mazlum milletlerin kurtuluşu ve hürriyetir.! Ecdat stratejisi ile başlatmış olduğu sathı müdafaa operasyonunu; Ekranlarında,sütunlarında satılık kalemleri ve mikrofonları ile meşru müdafaa hakkımızı asli mecrasından ve menbaasından uzaklaştırmaya, sınırlandırmaya konumlandırmaya çalışan sözde aydın ve devşirme ihanetinin temsilcileri her zaman ki ihanetlerine devam ediyorlar. Yok yoğunlukla Suriye ve Irak bölgelerini kapsayan Ortadoğudaki kaos ve kargaşayı terör grupları üzerinden vekalet savaşına ihale eden Amerikanın bu sefer savaşı Türkiye’ye ihale ettiğini söyleyenlerden tutun,! Yok, göreve geliş ve kalış ikilemi arasında diyet paranoyası haleti ruh ikilemiye gel-git teorisinin beşeri versiyonu Tramp’ın açıklamaları, tehditleri, şantajlarından hareketle sınır ötesi operasyonun gizli bir mutabakatla irademizi ABD’ye havale edenlerden çıkın, Kuralları,sınırları, hareket alanı ve kapsamı belirlenmiş danışıklı dövüş operasyonu olarak nitelendiren aşağılık kompleksinin et eve kemiğe, kaleme ve mikrofona dönüşmüş olanlardan mı bahsedelim.! Veya bölgedeki terörize gurupların islahı, ve ıslahatı ile alakalı bir misyonun ve yine Deaşlı teröristlere gardiyanlık, ,Bölgede Asayiş berkemali jandarmalık görevini, sorumluluğunu Kabul etmemiz şartı ile operasyon izni aldığımızdan dem vuranlardan mı bahsedelim.! Yok ABD’nin bu görevleri once Almanya’ya Fransa’ya teklif ettiğini, onların kabul etmeyip bizim sürece atladığımızı deruhte ruhlarına, kalemlerine sermaye yapanlardan mı bahsedelim.! Tabi ki binlerce yıllık devlet ve millet olabilme iradesi ve geleneğinden nasiplenememiş, İslam ahlak ve faziletinden, Türklük gurur ve bilincinden, nimetlenememiş, aşifte kılıklı bu zevatların, Operasyonu; süreci yönetenlerin şahısları ile özdeşleştirip tasavvur etmekten yoksun olan, süreci yönetenlerin devletin ali menfaati gereği stratejik hamlelerini kendi uşaklıkları, payendelikleri ile karıştıran zavallıların, Kişiler,zihniyetler değişse-de fıtratın asla değişmeyeceğini algılayamayan devşirme kılıklı dönmelerin, Müslüman Türk milletinin ve İslam ümmetinin, kanı,canı,ahı,vebali,sorumluluğu üzerinden farklı tezgahlarda dokunmaya namzet figüratif müstevlilerin Unuttuğu bir hesap var o da mazlumların ve kimsesizlerin kimsesi Cenab-ı ALLAH'ın hesap her nevi beşerin ve hesabın üzerindedir. Ortadoğu projesi kapsamında başlatılan Arap baharı safsatası ile bölge kan ve göz yaşı gölüne dönmüş bunun üzerine mutabakat, hesap olmaz asla olamaz.. Çoğunluğu yaşadığımız bölgede olmak üzere son 25 yılda öldürülen,katledilen Müslüman sayısı milyon olan bir vebalin, üzerine kimse hesap yapamaz. Son 25 yılda 50 milyona yakın müslüman yerinden,yurdundan,özgürlüğünden,işinden,aşından olmuş, bu ahın hesabı verilmeden,sorulmadan kimse sıcak yatağında temiz vicdan yatağına başını koyup yatamaz... Sadece ABD ve Avrupa birliği ülkelerinin ortadoğu ve ülkemizde ki vekalet savaşlarını ihale ettiği terör örgütleri ile mücadele adına son 1984-2019 dönemlerini kapsayan 35 yılda ülkemize 40 bin insani kaybı, trilyon dolarlık bir ekonomik külfetin bedeli karşılığı, gardiyanlık, jandarmalık, maslahat güzarlık, figüranlığı kimse bize rol biçemez, bu rolüde kimse üstlenemez.! Kuru cihangirlik değil, kelamını yaymakla özetlenebilecek, bir mefkûre ile bir taraftan ülkesine terörü sübvanse eden terörize ülkelere ve örgütlere karşı meşru sathı müdafaa hakkını kullanan, Diğer taraftan mazlum milletlere ALLAH rızası için yine yeniden umut ve kurtuluş ışığı olmaya çalışan Türk Milletini ve Devletini o bölgede kimse çırak çıkaramaz, Samimiyetini, öz verisini, fedakarlığını , çilesini,canını, cananını,parasını kimse bir oldu bittiye getiremez,süistimal ve çar çur edemez... Irakın ve Suriyenin kuzeyi, bizim ise komple doğu ve güney sınırımız ötesinde, ABD ve İsrail eşgüdümlü kurulması planlanan kukla Kürdistanın, PYD,YPG, PKK, Peşmerge, Barzani vb vekalet savaşcılarına o bölgede yaşam ve hükümranlık hakkını Türkiye'ye rağmen tanıyamaz... Kendi milyonlarca insanınını Rusya ve İranın koruyuculuğunda katleden ve sürgününe sebep olan Esedin Türkün adım attığı bölgeye yeniden hakim olmasını sağlayamaz,çanak tutamaz... Nato müttefiki Türkiye'ye ve Müslümanlara karşı o bölgelerdeki vekalet savaşcıları terör örgütlerine 80 bin tır'lık silah ve mühimmatı veren ABD ve Avrupa birliği ülkelerinin operasyonda ele geçirilen silahların menşei tespit edilip,uluslararası savaş suçu işledikleri davasının laheyde hesabı sorulmadan kimse bu vebal ve ahtan kurtulamaz... 35 Yıllık içimizdeki terörün beslendiği,yeşertildiği coğrafyaya yapmış olduğumuz bu meşru müdafaa hakkımızı -Kimse gayri meşru nitelendiremez, -Nitelendirenler bu ülkenin ekmeğini yiyemez, -toprağında yaşayamaz. -Sanatçısı, iş adamı, sendikacısı, milletvekili, meslek odacısı,barocusu, belediye başkanı vs ire ihanet odağı olamaz ve bu topraklarda kalamaz... 35 yıllık kanla,gözyaşı ve canla, parayla ,heba olan yıllar ile fazlası ile ödediğimiz bedelin karşılığını ve hakkını o bölgede almadan ve Türke dost unsurlara teslim edilmek üzere,o bölge tamamen terörize devletlerin ve örgütlerin insiyatifinden uzaklaştırılmadan asla geri dönülemez emekler ve canlar heba edilemez... Ya Rabbim o bölgede cümle İslam aleminin ahir ve akibetini hayreyle.! Sefer bizim.! Zafer Allah'ın inancı ile bi hakkın teslimi için operasyona giden ve Her daim İslamın mihmandarı ve sancaktarı olmuş Türk Milletini, Türk Devletini ve Türk Askerini Muzaffer eyle inşaallah.! Ahmet Gökhan Yazıcı Herkes Farkında Platformu üyeleri, "Sefer bizim zafer Allah'ındır" sloganıyla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a destek Farkında Platformu üyeleri, "Sefer bizim zafer Allah'ındır" sloganıyla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a destek meydanında bir araya gelen Herkes Farkında Platformunun basın açıklamasına bazı siyasi parti temsilcileri ile sivil toplum kuruluşu üyeleri destek verdi. Platform üyeleri adına Muş Alparslan Üniversitesi öğrencisi Özkan Orun bir açıklama Can Dündar ve Erdem Gül'ün tahliye olduklarının hemen ardından seçilmiş Cumhurbaşkanına hakaret etmelerinin kabul edilemez bir durum olduğunu belirten Özkan Orun, "Henüz kamuoyunun vicdanına ve adalete yaptıkları casusluk faaliyetlerinden dolayı hesap verememişken, sanki beraat etmiş gibi yaptıkları şovları çok net bir şekilde görüyoruz. Daha tahliye olduğu ilk dakikalarda bu ülkenin seçilmiş Cumhurbaşkanına "Hesap verecekler" diye tehdit etme cüreti gösteren bu zatlara, millet olarak söyleyeceğimiz birkaç söz var. MİT Müsteşarına yapılmaya çalışılan operasyondan Gezi eylemlerine, 17-25 Aralık teşebbüsünden MİT TIR'ları olayına kadar zaten siz, kendi meşrebinizce hesap sormaya çalıştınız Sayın Can Dündar. Ama milletin feraseti sizin yasa dışı hamlelerinizin hepsini bertaraf etti ve etmeye de devam edecek" Dündar ve Gül'ü eleştirmeye devam eden Orun, sözlerini şöyle sürdürdü"Suriye'deki diktatörün değirmenine su taşımak için, bölgedeki muhaliflere ve Türkmenlere gittiği belli olan yardım TIR'larını, henüz o bölgede dahi olmayan IŞİD'e gittiğini iddia ederek binlerce masum insanın ölümüne sebep oldunuz. Tıpkı Esad gibi, PKK gibi. Anayasa Mahkemesinin kararı sizleri aklamıyor."Dünyanın hiçbir ülkesinde casusluk faaliyeti yapan, ülkesine rağmen çalışan, dış güçlerin piyonu olmuş kişilere kahraman muamelesinin yapılmadığını vurgulayan Orun, "Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a katılıyoruz. Ve sonuna kadar yanındayız. Üniversiteli gençler olarak her şeyin farkındayız" diye basın açıklamasından sonra platform üyesi gençler, TRT'nin sevilen dizisi "Diriliş Ertuğrul'un "sefer bizim, zafer Allah'ındır" sloganlarını atarak olaysız dağıldı. 22 TEMMUZ 2020 , ÇARŞAMBA 0802Mısır başta olmak üzere Müslüman Arap halklarının yüreği Ayasofya için Mısır yönetimi ve yandaşı Firavun nesli fosillerinin Ayasofya hakkındaki sözlerine bakarak, Mısır halkı ve el-Ezher’i değerlendirmemeli. Son firavun Sisi’nin ve Körfez yönetimlerinin bazı adamları bugün sahibine göre kişnerken, Mısır başta olmak üzere Müslüman Arap halklarının yüreği Ayasofya için çarpıyor. Ayasofya hakkında yapılan haberlerde, müze yapılması ile kapatılması birbiriyle karıştırılıyor. Ayasofya 1931’de ibadete kapatıldı. 1934’de ise müzeye dönüştürüldü. Müze yapılmamış olsa da zaten ibadet çıkan El Risale dergisinin Ayasofya başlıklı yazısı ve bununla ilgili Bağdat Elçiliği'nin yazısı-1Bu esaret sürecinde Mısır’da neşredilen er-Risale adlı mecmua, 1935’de Ayasofya gündemiyle çıkar. Ali Tantawi, Ayasofya başlıklı bir yazı kaleme alır. Türkiye’nin Bağdat Büyükelçiliği ise bu neşriyatı alıp, tercüme eder ve bir üst yazı ile durumu Hariciye Dışişleri Bakanlığı’na bildirir. Tantawi, Ayasofya’nın tevhidin elinden alınıp şirke teslim edildiğini kaydeder. Güya bizi temsil eden Tahir Lütfü Tokalp adlı büyükelçi ise bunu Türklere hakaret olarak telakki Türk’e hakaret, mâbedi elinden alınarak yapılmıştır. Eski İkdam gazetesi başyazarı da olan Büyükelçi’nin yazdıklarını gördüğünüzde, Türklükle ve İslam’la alâkası olmayan bir kişilikle karşılaşıyorsunuz. Gerçi o zamanlar açısından son derece normal bir durum bu. Zaten devrin resmi ideolojisi de İslam’ı hedef almışken, bir büyükelçinin yazdıkları pek de ehemmiyet arz etmez. Lakin Ayasofya hakkında olup bitenlerin, Devlet Arşivleri’nin klasörlerinde kalıp gitmektense, okuyucunun bilgisine arz edilmesi mühim olsa çıkan El Risale dergisinin Ayasofya başlıklı yazısı ve bununla ilgili Bağdat Elçiliği'nin yazısı 2-3. Sefer bizim, Zafer Allah`ındır! Tenzile Rüstemhanlı yazıyor Yazmamak elde değil. Hiç bu kadar umutlu olmamışdık. 2020, girdiği günden beri kendi ile çok belalar getirmişti. Bu ağrı ve acıların içindeki en büyük felaket ise COVİD-19 pandemisiydi. Pandemi, kısa zaman içerisinde tüm dünyayı sardı ve halen daha devam etmektedir. “El ile gelen bela düğün, bayramdır” demiş atalarımız. Her birimiz çok acılar yaşadık, kayıplar verdik. Canımızdan kanımızdan olan insanların aramızdan zamansız ayrılışı canımızı yaktı. Fakat biz “Olsun, veren de Allah`tır, Alan da Allah. Rabbimden gelen başımızın üstüne” dedik. Bu kadar acının içinde Yüce Allah bize öyle sevinçli, mutlu günler yaşatıyor ki bu sevinci kelimelerle ifade etmek mümkün değil. Yıllarca başımızı dik tutamamışdık. Millet olarak onurumuz ve gururumuz ayaklar altına alınmıştı. Dedelerimizin ruhu tedirgindi, onların bize emanet ettiği Vatanımızın topraklarına sahip çıkamamışdık. Bu topraklar için canlarını feda eden Şehitlerimizin ruhu bize küskündü. Bayramlarda boynumuz bükük, kalbimiz kırık, sevincimiz buruktu ve millet olarak her gün namert düşmanımız Ermenistan ve onun hamileri tarafından hakarete uğruyorduk. Umutlarımızı ve hayellerimizi onurumuzla birlikte kalbimize gömerek 30 yıl sabrettik. Gözümüz yoldaydı. “Bir gece ansızın gelebiliriz” diyenleri mi bekledik, bilmiyorum. Ama… Geldi hesap sormanın zamanı! 1918`den beri kimse bunun hesabını sormamıştı, kaybettiğimiz toprakların hesabı görülmemişti. O gün bugünmüş! 40 Alp`ı ile Çin sarayını bir gece ansızın basan Kürşad`ın ruhu dirilmiş ve Başkomutan İlham Aliyev`de can bulmuştu. O, bu millete yeniden kahramanlık ruhunu, onurunu, gururunu geri vermişti! Düşmanın başına indirdiği Osmanlı tokadı onlara dünyayı dar etmişti, saklanmaya delik arıyordular. Gah Fransa, gah Rusya, gah da Amerika yolunda saklanmaya delik arayan Ermenistan ve Paşinyan. Bir tarafta karanlığı savunanlar, onların karşısında ise haktan ve hukuktan yana olan Azerbaycan ve onun Milli Kahramanı İlham Aliyev! Mukayeseyi bırakalım tarih yapsın! Ama bugün Azerbaycan ve Türk dünyası tarihinin en şerefli, onurlu sayfalarını yazmaktadır. Başımız dikeliyor. Millet, milli liderinin yanında! Azerbaycan bütünleşiyor! KarabağAzerbaycandır diyerek bütünleşiyor. Bu biziz Türk milleti! Küllerinden doğan Zümrüdüanka gibi yeniden doğuyoruz, tarihi yeniden yazmak için! Yolun açık olsun Azerbaycan! Sefer bizim, Zafer Allah`ındır! Kaynak yenicag

sefer bizim zafer allah ındır kimin sözü